top of page
  • ALBAHukuk

VAKIF ÜNİVERSİTESİ HASTANELERİ ve DOKTORLAR HAKKINDA AÇILACAK DAVALAR

Güncelleme tarihi: 9 Nis 2020

Günümüzde hastanelerde yapılan teşhis ve tedavi hizmetlerinin kapsamıyla birlikte bu hizmetlerin hukuki niteliğine ilişkin hastayı koruma öncelikli görüşler ve uygulamar da artmaktadır. Herhangi bir malpraktis (hatalı tıbbi müdahale) iddiası söz konusu olduğunda hastanelerin özel, YÖK'e bağlı üniversite hastanesi veya devlet hastanesi olmaları durumlarının ve uyuşmazlıkta taraf olacak doktorun hangi sözleşme türüyle çalışıyor olduğunun detaylıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yazımızda vakıf üniversitelerine bağlı hastanelerin malpraktis davalarının şartlarını değerlendireceğiz.


Öncelikle, vakıf üniversiteleri YÖK’e bağlı olarak çalışmakta olup, yasal mevzuat gereğince (Ay. Md. 130 ve 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası Ek 2. Md) kamu tüzel kişisi olarak kabul edilmektedir. Bu sebepten ilgili dava İdare Mahkemesinde açılmalıdır. İdare Mahkemelerinde tam yargı davası açılmak için gereken şartlar ve sürelere uyulmak suretiyle açılması gereken bu davada ön şart bir dilekçeyle ilgili idareye başvuruda bulunmak ve idareden alınan cevap üzerine gereken hukuki yolları izlemektir. Yani direkt olarak idare mahkemesinde tam yargı davası açılmaya çalışılması ön inceleme aşamasında olumsuz sonuç verecektir. Bu nedenle idareye bir dilekçeyle başvurup kanunda öngörülen 60 günlük süre içinde gelecek olan cevap veya cevap gelmemesiyle kanunda düzenlenen zımni redde ilişkin süreler dolduktan sonra, davacının idare mahkemelerinde dava açma süresi başlamış olur. Bu süreler hak düşürücü sürelerdir ve kaçırılması durumunda aynı malpraktis iddiası ile açılacak bir davada, dava şartı eksikliği ile karşılaşılacaktır, bu da davanın görülmemesi sonucuna götürecektir.


Vakıf üniversitesi hastaneleri de tüm bu değinilen özellikleri taşıdığından, yine aynı şekilde bu üniversite hastanelerinde görev yapmakta olan doktor ve diğer çalışanlar da kamu hizmeti gördüğünden, hizmet kusuru bulunan durumlarda kendilerine karşı doğrudan dava açma imkanı bulunmamaktadır.(Ay. Md.40/3) Ancak doktorun kusuru hizmet kusurundan değil, kişisel kusurundan ve görevinden ayrılabilen eylemlerinden kaynaklanıyorsa bu kişiye karşı açılacak olan dava adli yargıda açılmalıdır. Hizmetten ayrılabilen kişisel kusur ise kamu hizmeti ile ilgisi olmayan ve eylemi gerçekleştiren kişinin özel hayatı ile tutum ve davranışlarından kaynaklanan bir kusur olarak karşımıza çıkar. Sonuç olarak herhangi bir hizmet kusurundan doğan zararın tazmini için idari yargıda tam yargı yoluna gidilmeli; kişisel kusurda ise adli yargı yoluna başvurulmalıdır.


İlgili Maddeler:


1) ANAYASA MADDE 40: Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/16 md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.

Madde 130/10: Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, malî ve idarî konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tâbidir.


2) YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU Ek Madde 2 – (Ek: 17/8/1983 - 2880/32 md.; Değişik : 18/6/2008-5772/7 md.) Vakıflar; kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla ve mali ve idari hususlar dışında, akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla, Yüksek öğretim kurumları veya bunlara bağlı birimlerden birini veya birden fazlasını ya da bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı olmaksızın, ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda yüksek nitelikli işgücü yetiştirmek amacıyla, bu Kanun hükümleri çerçevesinde kalmak şartıyla meslek yüksek okulu kurabilir. Bu meslek yüksek okulu, kamu tüzel kişiliğini haiz olup, Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Bakanlar Kurulu kararı ile kurulur. Kurulacak meslek yüksek okullarına, meslek ve teknik eğitim bölgesinde gereksinim duyulması esastır.


3-İYUK Madde 13 - 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.


İLGİLİ KARARLAR

1- Yargıtay 4.Hukuk Dairesi, 2015/8949 E., 2015/9672 K., 10.09.2015 T.


“…Davalı doktorun çalıştığı Başkent Üniversitesi, 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası gereğince kurulmuş bir vakıf üniversitesi olup vakıf üniversiteleri Anayasanın 130 ve 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası’nın Ek 2. Maddesi gereğince kamu tüzel kişisidir… Anayasa’nın 129/5. Maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. Maddesi gereğince adli yargıda yerinde davalıya yönelik açılan davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi gerekir…


2- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2016/989 E, 2016/2572 K, 29.02.2016 T.


“…Davalı üniversite hastanesinde doktor olarak çalışan ve kamu görevlisi olan davalının hatalı tedavi yaptığı, bu nedenle zarar oluştuğu iddiasıyla zarar oluştuğu ileri sürülmektedir. Anayasa’nın 129/5. Maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13/1. Maddesi gereğince; kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen koşullara uygun olarak, idare aleyhine açılabileceğine göre; adı geçen davalıya husumet yöneltilmesi ve hükmedilen tazminat ile sorumlu tutulması sebebi ile de karar bozulmalıdır…”


3-T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2012/4-729, K. 2013/163, T. 30.1.2013


Vakıf Üniversitesinin Tıp Fakültesi Hastanesi halka sunduğu sağlık hizmeti bakımından kamu hastanesi niteliğindedir, davalı çalışanı da kamu görevlisidir. Davacı taraf, davalı doktorun görevi sırasında dikkatsizlik ve tedbirsizliği nedeni ile desteğin ölümüne neden olduğu iddiasıyla doktoru hasım göstererek maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Davacının iddiası, içerikçe davalı doktorun görevi sırasında ve yetkisini kullanırken işlediği bir kusura ve bu kusurun niteliği itibariyle de kamu görevlisinin ihmaline dayanmaktadır. Davalının görevi dışında kalan kişisel kusuruna dayanılmadığına, dikkatsizlik ve tedbirsizliğe dayalı da olsa eylemin görev sırasında ve görevle ilgili olmasına ve hizmet kusuru niteliğinde bulunmasına göre, eldeki davada husumet kamu görevlisine değil, idareye düşmektedir. Dava idare aleyhine açılıp, husumetin de idareye yöneltilmesi gerekir. Davalı doktor hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeni ile reddedilmesi gerekir.


 
409 görüntüleme0 yorum
bottom of page